Tarihin İlk Dönemlerinde Erzurum
Erzurum hakkında bilinen en eski yazılı tarih kaynakları olarak kabul
edilebilecek Hitit (Boğazköy) ve Mısır yazılı kaynaklarına göre, M.Ö. 2000 –
1200 yılları arasında Erzurum ve çevresi Orta Asya kökenli Hurrilerin hâkimiyeti
altında bulunuyordu. Hitit Boğazköy yazılı arşivlerinde, Erzurum’un Azzi Hayaşa
hâkimiyeti altında bulunduğu sırada, biri M.Ö. 1375’ de Hitit İmparatoru
Şuppiluliuma, diğeri II. Murşil (M.Ö. 1334 – 1306) tarafından işgal edilmek
istendiğine dair belgelere rastlanmıştır. M.Ö. 1200 yıllarında, Avrupa’dan Ön
Asya içlerine doğru oluşan ve Kavimler Göçü adı verilen göç hareketinden sonra,
Muşkilerin Erzurum ve çevresine yerleştikleri bilinmektedir.
Urartular Döneminde Erzurum
M.Ö. IX. yüzyılda Van ve çevresinde yerleşmiş olan Hurri kökenli Urartular, M.Ö.
VII. yüzyılda Erzurum’ u da egemenlikleri altına aldılar. M.Ö.660 yıllarında ise
güneyden Aras Havzasına doğru ilerleyen Asurlar Daieni ülkesi sınırları
içerisinde olan Erzurum ve çevresini ele geçirdiler. Yine VII. yüzyılın
sonlarında Urartu egemenliği altındaki topraklar, kuzeyden gelen İskitlerin
saldırısına uğradı. Asur saldırılarına zorda olsa karşı koyabilen Urartular,
İskit saldırısından sonra tamamen tarihten silindiler. Urartu Krallığı’nın III.
Rusan’ın ölümü (M.Ö. 585 ) ile ortadan kalkmasıyla da Ermeniler’ in bölgede
etkinlik kurması kolaylaştı. Bazı tarihçiler, Ermenilerin bölgede etkinlik
kurması kolaylaştı. Bazı tarihçiler Ermeniler’ in Kavimler Göçü sırasında
Avrupa’dan Ön Asya’ ya göç eden Friglerle Birlikte bölgeye gelmiş olduklarını
ileri sürmektedirler
Medler Döneminde Erzurum
M.Ö. V. yüzyılda Asur egemenliğine son veren Medler, Keyaksar yönetiminde kuzeye
doğru ilerleyerek Urartu topraklarını ele geçirmişlerdir. Medler, Muşki Frigler
ve İskit bölgelerini de ele geçirdikten sonra, Kapadokya’ ya doğru
yönelmişlerdir. Erzurum ve çevresinde bu yüzyılda Khalibler, Muşkiler ve
Tibarenler’in yaşadıkları bölgenin yerel derebeylerinin egemenliği altında
olduğu, ancak bunların Med Krallarının yetkilerini tanıdıkları bilinmektedir.
Medlerin zayıflama döneminde ise, bu beyler Kral Astiyag’a direnerek,
özerkliklerini ilan etmişlerdir.
Persler Döneminde Erzurum
Pers Kralı II. Kiros’ un M.Ö. 555’ de Med Krallığına son vermesi ile Erzurum’un
doğusu Pers egemenliği altına girmiştir. Kiros’dan sonra gelen Pers
Krallıklarından Büyük Darios zamanında, Erzurum çevresinde bir Ermeni satraplığı
kurulmuştur. Pers İmparatorlarından Kserkses’ in M.Ö. 480 de çıktığı Yunan
seferinde, bu satraplıktan da asker toplanmıştı. Ünlü tarihçi Heredot da bu
seferden söz ederken, Ermenileri Frigyalı olarak tanımlanmıştır. Ermeni
satraplığında o dönemde Muşki, Taberin ve Maerin topluluklarının yaşadıkları
Heredot tarafından tespit edilmiştir.
M.Ö. III. yüzyılda bölgeye Selökidler ve II. yüzyılda Persler egemen
olmuşlardır. II. yüzyıl ortalarından itibaren bölge Romalılarla Persler
arsındaki yoğun mücadelelere sahne olmuştur. Romalılar, bölgeye yaptıkları
seferler sonucunda geçici olarak egemenlik kurabilmişler, ancak sık sık bölge
halkının direnişleriyle karşılaşmışlardır
Bizans Döneminde Erzurum
Roma İmparatorluğunun M.S. 395’ de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma
İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına
girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır. M.S. 395’ den VII.
yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin
mücadeleleri olmuştur.
M.S. 408 – 450 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious
zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından
Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine,
bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir. O zamana kadar Kalikala olarak
adlandırılan Erzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten
Teodosiopolis şeklinde isimlendirilmiştir.
Şehir ve çevresi 504 yılında İran’dan gelen Sasani’lerin eline geçmiş, ancak
kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır. 530
yılında Erzurum Kalesi İmparator I. Anastas tarafından tahkim ettirilmiştir.
M.S. 572 yılında Nuşirevan komutasındaki Sasani ordusu, Erzurum Kalesini
kuşatmış, on yıl süren kuşatma sonucunda, Sasaniler şehri ele geçirememişlerdir.
M.S. 590’ da şehir yine Sasanilerce kuşatılmıştır. Bu kez, Bizanslılar ağır
şartlarla bir antlaşma yaparak şehri kurtarabilmişlerdir.
M.S. 610’ da Erzurum, bütün çevresi ile birlikte Sasanilerin kuzeydeki düşman
Hazarlar ile antlaşma yaparak, onların Sasaniler üzerine yürümesini sağlamış ve
sonuçta Erzurum ve çevresi tekrar Bizans'ın eline geçmiştir.
Araplar Döneminde Erzurum
Sasanilerin M.S. 642’ de Nihavend’de İslam Halifesi Hz. Ömer’in ordularına
yenilerek, tarihten silinmelerinden sonra, Erzurum ve çevresi Müslüman Arap
ordularının istilasına uğramıştır.
Erzurum, İslam ordularınca ilk olarak 638’ de Halife Hz. Ömer’ in
komutanlarından İyaz bin Ganem tarafından ele geçirilmiştir. Ancak, uzun bir
süre sonra şehir tekrar Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.
651 yılında ise, bu kez Habib İbn–i Mesleme komutasındaki 6000 kişilik İslam
ordusu, kısa bir kuşatmadan sonra şehri sonra şehri teslim almıştır. Şehrin dini
ve askeri lideri Ermi-naks, şehri yeniden ele geçirmek için Gürcü ve Hazar
Türkleri ile ittifak kurmuş ve şehir üzerine yürümüştür. Ancak yapılan savaşta
Araplara yenik düşmüştür. Kenti ele geçiremeyen bu ordu, şehir çevresinde geniş
güvenlik tedbirleri almış ve karakollar kurdurmuştur. Bunun üzerine tehlikeyi
sezen Habib İbn–i Mesleme, Suriye Valisi Muavine’ den yardım istemiştir. Küfe
Valisi Süleyman el–Hıyel komutasındaki Arap Ordusu, Gürcü ve Hazar Türklerinden
oluşan bir orduyu Fırat nehri kenarında bozguna uğratmıştır.
Arapların kendi içlerindeki mücadelelerden yararlanan Bizans, İmparator II.
Justinianus zamanında, Leontier komutasındaki bir ordu ile 686’ da Erzurum’u
tekrar ele geçirmiştir. Ancak M.S. 700 tarihinde Emevi Halifesi Abdülmelik’in
oğlu Abdullah şehri tekrar geri almaya muvaffak olmuştur.
M.S. 753 yılında ise Bizans İmparatoru V. Konstantinos, Kusan adlı bir Ermeni’yi
şehri almakla görevlendirmiştir. Kaleyi koruyan Arap askerlerinin sayıca azlığı
ve kalede bulunan iki Ermeni’nin ihaneti ile Kusan kaleyi zapt etmiştir. Ancak
bir süre sonra, şehir ve çevresi tekrar Emevilerin eline geçmiştir.
770–772 yılları arasında yöredeki Ermenilerin ayaklanarak şehri kuşatmaları
üzerine, Amr bin İsmail el Harisi komutasındaki bir ordu, ayaklanmayı bastırmak
üzere Erzurum üzerine yürümüş ve ayaklanmacıları bozguna uğratmıştır.
838 yılında Bizans İmparatoru Teheophilos, Erzurum’ u kuşatmış ve şehir
surlarını yıktırmıştır. 840’ da Halife Mutasım şehir surlarını tamir ettirmiş ve
kaleyi tahkim ettirmiştir. Bu tarihten sonra, şehir iki kez daha Bizanslıların
eline geçmiş (934), ancak 12 yıl sonra Abbasiler tarafından tekrar geri
alınmıştır.
948’ de büyük bir Bizans ordusu, Erzurum üzerine yürümüş ve 949 yılında Bizans
egemenliği tekrar sağlanmıştır. Bu tarihten sonra, Erzurum ve çevresindeki Arap
egemenliği tamamen son bulmuştur.
979 yılında şehir ve çevresi, yaptığı yardımlardan ötürü, Bizans İmparatoru
tarafından Gürcü Belgratlı Kralı David’e verilmiştir. David’in ölümünden sonra,
şehir Bizans İmparatoru II. Basilious tarafından geri alınmıştır.
Selçuklular Döneminde Erzurum
Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI. Yüzyılın başlarına rastlar.
Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve
siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif
kesimlerine yerleşmelerine imkân sağlamıştır. Selçuklular tarafından Erzurum ve
çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük
Selçuklu Sultanı tarafından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen
Azerbaycan valisi İbrahim Yanal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt
üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum
kalesini kuşatmışlardır. Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden
Erzurum Ovası’nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir. 6
gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele
geçirilmiştir. Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum
şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır. Erzen şehri bu kuşatmadan sonra
yıkılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek metruk bir şehir halini
almıştır. Bu yıkımdan sonra şehre Kara Erzen denilmeye başlanmıştır. Bu sözcük,
halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edile gelmiştir.
Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında
Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Ordusuyla
Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin
surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir. Bu tarihten,
Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hâkimiyetini
getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından
Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir.
1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı
Alparslan tarafından Eblul Kasım’ a verilmiştir. Eb–ul Kasım, Melik Danişment
Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’nun fethi için Büyük Selçuklu
Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu
komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ın torunlarından
birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul
Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda
bulunmuştur. Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içine
zamanla Bayburt, İspir, Koçmaz, Micingirt, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve
yerleşim yerleri dahil edilmiştir.
Eb–ul Kasım’ ın 1102’ de ölümünden sonra, beyliğin başına Ali ve İnanç Beygu
isimli iki oğlundan Emir Ali geçti, Emir Ali’nin Selçuklu Sultanı Melik şah’ ın
ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgasında Sultan Tapar’ın yanında
yer aldığı ve Sultan Tapar’ ın Selçuklu Devletini ele geçirmek için Silvan
üzerine yaptığı seferde Emir Ali’nin de bulunduğu bilinmektedir. Bu arada
Türkler arasındaki iç mücadelelerden yararlanmak isteyen Gürcü Kralı David,
1116’da Erzurum önlerine kadar gelmiş, ancak şehir önlerinde yapılan iki
çarpışmadan sonra, şehri muhasara etmekten vazgeçerek geri dönmüştür.
Gürcülerin Doğu Anadolu’daki Türk yerleşim bölgelerini tehdit altında
bulundurmaları, Merkezi Konya’ da kurulmuş olan Anadolu Selçuklu Devletini
rahatsız ediyordu. Bunun üzerine harekete geçen Anadolu Selçuklu Sultanı
Rükneddin Süleyman Şah, 1201 yılında Doğu Anadolu'daki küçük Türk Beyliklerine
son verdi. Aynı tarihte Erzurum ve çevresi de Anadolu Selçuklu hâkimiyeti altına
girdi. Rükneddin Süleyman Şah, Erzurum ve çevresini Mugisiddin Tuğrul Şah isimli
kardeşine vermiştir. Böylece yaklaşık 130 yıl süren Saltukoğulları dönemi sona
ermiş oluyordu. Anadolu Selçukluları döneminde Erzurum ve çevresi üzerindeki
Gürcü baskısı büyük ölçüde kalkmış ve şehir, Anadolu’nun en gelişmiş
şehirlerinden birisi olmuştur.
Mugisiddin Tuğrul Şah’ın 1225’ de ölümü üzerine yerine oğlu Rükneddin Cihan Şah
geçmiştir.
Erzurum'daki Selçuklu Beyliğinin, kuzeyde Gürcülerle ve Trabzon’ da yeni
kurulmuş olan Rum İmparatorluğu ile komşu olması, bu Beyliğin Anadolu
Selçukluları açısından önemini artırmaktaydı. O dönemde Anadolu Selçuklu Sultanı
olan Alâeddin Keykubat, devletin güvenliğini pekiştirmek için beyliklere son
veriyor ve Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini güçlendiriyordu. Bu amaçla, 1228’
de Erzurum’ u almak üzere harekete geçti. Bunun üzerine telaşa kapılan Rükneddin
Cihanşah, o sırada Ahlat’ ı kuşatmış olan Celaleddin Harzemşah’tan destek
sağladı. Alâeddin Keykubad’ın Harzemlilerle barış yapma çabaları sonuç
vermeyince, iki devletin ordusu, 1230’ da Yassı çemen’ de karşı karşıya geldi.
Bu savaşta Erzurum’ un Selçuklu Beyi, aynı zamanda amcası olan Alaattin Keykubat’
a karşı, Celaleddin Harzemşah’ ın yanında yer aldı. Savaşta Selçuklu ordusu
galip geldi ve Cihanşah tutsak edildi. Bu savaş aynı zamanda Harzemliler
Devletinin de sonu oldu. Savaştan sonra, Selçuklu ordusu Erzurum'a yürüdü ve
çarpışma olmaksızın şehir ele geçirildi. Bundan sonra Erzurum şehri, Anadolu
Selçuklu Devleti için önemli bir askeri üs vazifesi gördü.
Moğol saldırıları Karşısında Erzurum
Anadolu Selçuklu Alâeddin Keykubat’ ın Erzurum ve çevresini ele geçirerek,
devletin güvenliğini sağlamak istemesindeki en önemli sebep, doğudan gelen Moğol
saldırılarına karşı koyabilmekti. Bu maksatla, bölgedeki önemli kaleler tahkim
ettirildi. Yine aynı güvenlik gayeleri ile, Moğolların önünden kaçan Türkmen
boyları bölgede iskan ettirildi. Moğollar, Gürcüler tarafından da
kışkırtılmaktaydılar. İlk Moğol saldırısı 1231 yılında Cengiz Han’ ın oğlu Oktay
Han’ın komutanlarından Cormagon Noyan tarafından yapıldı. Anadolu Selçukluları
ve Moğollar arasındaki barış görüşmeleri sonuç vermedi.1237’ de Alâeddin
Keykubat öldü ve yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.
Bölgedeki Ermeni ve Rumların kışkırtmaları sonucunda Moğollar, 1242’ de Baycu
Noyan’ ın komutasındaki bir ordu ile Erzurum’ u kuşattılar. Sinaneddin Yakut
komutasındaki kale muhafızlarının gayretli direnişe rağmen, Erzurum kalesi
Moğolların eline geçti. Moğollar şehri yağmalayarak Erzurum halkının büyük bir
bölümünü kılıçtan geçirdi. Erzurum’ un düşmesi, Anadolu Selçuklu Devleti için
büyük büyük bir yıkım oldu. Akabinde 1243’ de Anadolu Selçuklu Sultanı
Gıyaseddin Keyhüsrev, Kösedağ Savaşında Moğollara yenilince, 1244’ de yapılan
bir anlaşma ile bölgedeki Moğol egemenliği kabul edildi. Erzurum’ un düşmesi,
Moğol akıncılarının önemli bir engelle karşılaşmadan Anadolu içlerine akınlar
düzenlemelerini kolaylaştırdı. Bu saldırılar, başta Erzurum olmak üzere,
Anadolu’nun birçok şehrinin Moğollar tarafından yağmalanmasına ve bu şehirlerde
yaşayanların, uzun yıllar huzur ve sükûttan uzak kalmalarına yol açtı.
Bu sıralarda Moğollar, İran’ da İlhanlı Devletini kurmuşlardı. 1244 yılında
yapılan antlaşma ile Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı 1308 yılına kadar
Erzurum, Selçuklu soyundan gelen kişiler tarafından yönetildi. Bu tarihten sonra
da İlhanlı Devletinin bir eyaleti durumuna girdi.
İlhanlılar Döneminde Erzurum
Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hâkimiyeti altına girmesi, Gazan Mahmut Han
zamanında (1304–1317) rastlar. Gazan Han’dan sonra başa geçen Olcaytu Han
zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir.Bu döneminde bir çok
tarihi eser inşa ettirildi.Olcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır
Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir çoban’ ın oğlu Timurtaş’
a verildi.Emir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin
Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş
Mısır’ a kaçtı. Erzurum'un yönetimi de sonradan Eretna Bey’e verildi. 50 yıl
kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu
Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti.
Karakoyunlular ve Akkoyunlular Döneminde Erzurum
Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi.1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine
son verdi. Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti. Bu
sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur 1400’ de
tekrar Erzurum’ a geldi. Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan
geçirdi. Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve
Akkoyunlular’la, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu.
Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi.
Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri
üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla
dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının
kılıçtan geçirildiği bilinmektedir.
Bu saldırılar şu şekilde özetlenebilir.
1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zapt etti ve kaleyi
kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü.
1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu
Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi.
1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti.
1458 ve 1466’ da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında
Erzurum’dan gitti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu.
1473’ deki Otlukbeli savaşında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’e yenilen
Akkoyunlular giderek güçlerini yitirdi. Uzun Hasan’ın ölümünden sonra ( 1478)
şehrin yönetimi oğullarından Yakup’a geçti. Yakup’ un ölümünden sonra ( 1490)
çıkan taht kavgalarında şehir büyük tahribata uğradı.
Erzurum, 1502’ de Akkoyunlu Devletinin son hükümdarı Elvend Mirza’ dan Şah
İsmail’
Osmanlılar Döneminde Erzurum
Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl
sürdü. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve
Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı
topraklarına katıldı. Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hâkim olan kargaşa,
yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terk etmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir
baştanbaşa imar edildi. Kanuni’nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran
üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir
askeri üs vazifesi gördü.
Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ı Erzurum
Beylerbeyliğine tayin etti. Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeyliğine bağlı
bir sancak durumundaydı. Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu
Karadeniz Dağlarından Ordu’daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar
ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin
Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı. Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden
müteşekkildi. Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş–kali, Aşkale,
Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi.
Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin
sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan
kaldırıldı.1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi,
Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine
rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi. Artan İran baskıları
karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer
düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir
ettirdi.
1853 – 1856 Kırım savaşı sırasında şehrin etrafındaki tabyalar, Ruslardan
gelebilecek tehlikelere karşı tahkim edildi ve yeni tabyalar yapıldı. 1855
yılında Kars’ ın Ruslar tarafından işgali, Erzurum’ un Rus tehlikesine karşı
daha iyi tahkim edilmesi gereğini bir kez daha ortaya koydu. Bu gayeyle, 1865’
den 1877’ ye kadar geçen 12 yılda, Erzurum halkının da yardımlarıyla Aziziye
Tabyalaları, şehir etrafındaki istihkâmlar ve diğer kışla ve tabyalar inşa
edildi.
Osmanlı Devletinin Balkanlarda çıkan karışıklıklarla uğraştığı bir sırada,
Ruslar 1877 yılında Balkanlar ve Doğu Anadolu üzerinden bir kez daha Osmanlı
topraklarına tecavüz etti. Gazi Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu,
Rus ordusunun birbiri ardına Halyaz ve Zivin meydan savaşlarında yenilgiye
uğrattı. Ancak, bu savaşlarda Türk ordusu da büyük kayıplar verdiğinden Erzurum
tabyalarına çekilmek zorunda kaldı. Ruslar Gürcü Boğazını ele geçirerek,
Erzurum’ u kuzeyinden baskı altına almaya muvaffak oldular. Rusların batı
cephesinde Yeşilköy önlerine kadar ilerlemeleri, Osmanlı Devletini Doğu
cephesinde taviz vermek zorunda bıraktı. Yapılan bir antlaşmayla, Osmanlı ordusu
Bayburt ve Erzincan’ a çekildi. Erzurum ise, kışlamak üzere Rus ordusuna terk
edildi. Böylece, Erzurum bir kez daha Ruslar tarafından işgal edildi.
3 Mart 1878’ de imzalanan Ayestefanos Antlaşmasıyla Ruslar Erzurum’u terk
ettiler. Daha sonra Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878 ) ile Erzurum’ un kuzey
doğusunda bulunan Artvin, Batum, Otu, Şenkaya, Olur Ardahan, Kars ve Sarıkamış
savaş tazminatı olarak Ruslara bırakıldı. Böylece, Rus sınırı Erzurum’ un 105
km. doğusuna kadar yaklaşmıştı. Bu durum, şüphesiz Erzurum için büyük bir tehdit
oluşturmaktaydı.
Milli Mücadele Döneminde Erzurum
Mondros Mütarekesinin ağır hükümlerini asla kabullenemeyen Erzurum halkı, kendi
hak ve hukukunu korumak için direniş ve örgütlenme çabalarına başlamıştı.
Erzurum’ da kurulmuş olan ilk direniş örgüt, Süleyman Necati Bey’ in kurduğu “
İstihlas – ı Vatan’’ (Vatanın Kurtuluşu) idi. Ancak bu örgüt kısa bir süre sonra
dağıtıldı. Hemen ardından, Merkezi İstanbul’ da Vilayet – i Şarkiyye Müdafaai
Hukuk – u Milliye Cemiyetinin Erzurum şubesi, İstanbul’dan görevlendirilen Cevad
Dursunoğlu’nun öncülüğünde 10 Mart 1919’ da kuruldu. Kurucular arasında emekli
Binbaşı Süleyman Bey İsmailzade Tevfik Bey, Müftü Solakzade Sadık Bey, Hüseyin
Avni (Ulaş) Bey, Kığılı Cazim Bey, İbrahim Hakkızade Fehim Bey, Hacı Recep Bey,
Hacı Nafiz ve Ahmet Beyler, emekli Binbaşı Ahmet (Gobel) Bey bulunuyordu.
Süleyman Necati Bey’ in çıkardığı Albayrak gazetesi de cemiyetin resmi yayın
organı olma görevini üstlendi.
Cemiyet ilk toplantısında, Ermenilerin Doğu Anadolu üzerindeki hak iddialarını
reddeden bir bildiri yayınlayarak, bildiriyi bütün Doğu Anadolu şehirlerine
gönderdi. Bir müddet sonra, cemiyetin Yönetim Kurulu oluşturuldu. Hoca Raif
Efendi’nin başkan, Cevad Dursunoğlu ‘ nun kâtip ve emekli Binbaşı Süleyman
Bey’in muhasip olduğu Yönetim Kurulunda üye olarak şu kişiler bulunmaktaydı.
Necati Bey, emekli Binbaşı Kazım Bey, Ahmet Bey, Avukat Hüseyin Avni (Ulaş) Bey,
Fevzi Kırbaş, Hacı Nafız Bey, Avukat Mesut Bey, ve Baytar Nedim Bey.
Mütarekesine göre hayali Ermenistan devletine vadedilmiş Van, Bitlis, Elazığ,
Diyarbakır ve Sivas illeriyle, Pontus Rumlarına verilmiş olan Trabzon illeri ile
irtibat kurarak, Milli Mücadele ruhunun, Cemiyetin ilkeleri etrafında
yoğunlaşması için girişimlerde bulundu. Bu sırada 19 Mayıs 1919’ da Cemiyet,
Mondros ordu müfettişi olarak Samsun’ a ayak basan Mustafa Kemal, “Ulusal bir
Kongre’’ toplanmasını içeren Amasya Tamimini yayınladıktan sonra, 3 Temmuzda
Sivas üzerinden Erzurum’ a geldi. Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Erzurum’ a
15 km. mesafedeki Ilıca bucağında, başlarında 15. Kolordu Komutanı Kazım
Karabekir Paşa olmak üzere Müdafa–i Hukuk cemiyeti mensupları ve şehrin ileri
gelenleri tarafından karşılandı.5 Temmuz günü yapılan gizli toplantıda, Mustafa
Kemal, ülkenin içinde bulunduğu durum hakkında görüşlerini açıklayarak, silahlı
mücadeleye başlamaktan başka çözüm olmadığını belirtti. Mustafa Kemal’ in
Amasya’dan yayınladığı tamim, Saray tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Mustafa
Kemal, İstanbul’ a geri çağrılmaktaydı. Görevden alındığına dair emir, 8Temmuz
günü Erzurum’ a ulaştı. O gece arkadaşlarıyla birlikte bir durum değerlendirmesi
yapan Mustafa Kemal, görevinden istifa ederek, bütün rütbelerinden feragat
ettiğini bir telgrafla İstanbul’ a bildirdi. Mustafa Kemal’ in bu jestinden
sonra 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ordusu ile birlikte, onun
emrinde olduğunu bildirdi. Onu, 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ve
diğer Kolordu ve birlik komutanları izledi. İstifasının hemen ardından Cemiyet
Başkanlığı’na, Hüseyin Rauf Bey de İkinci Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa
getirildiler. Bundan sonra, Milli Mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri
olan Erzurum Kongresi’nin toplanması için çalışmalara başlandı. Bu amaçla, çevre
illerden delegelerin Kongreye iştiraki istendi.
Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’ da Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon
illerinden gelen 56 delegenin iştiraki ile toplandı. Kongreye katılan delegeler
şunlardı:
Erzurum Vilayeti Delegeleri
Merkez
Mustafa Kemal Paşa
Hüseyin Rauf (Orbay) Bey
Hoca Raif Efendi
Hınıs: Celal Bey
İspir: Cemal Bey
Bayburt: Zahit Efendi ve Tevfik Bey
Narman: Sait Bey
Pasinler: Cevat Dursunoğlu (Cemiyet Katibi) ve Battal Bey
Tortum: Kazım Bey
Yusufeli: Ahmet Bey
Kiğı: Sait ve Kahraman Beyler
Tercan: Ahmet Bey
Doğubayazıt: Hüseyin Avni (Ulaş) Bey
Diyadin: İsmail ve Mustafa Beyler
Karaköse: Necati Bey (Albayrak Gazetesi sahibi)
Erzincan: Hacı Fevzi Efendi
Kuruçay: Müftü Şefik Efendi
Refahiye: Kemal Efendi
Pülümür: Abbas Efendi
Bitlis Vilayeti Delegeleri
Bitlis: Süleyman Bey (Emekli Binbaşı)
Siirt: Hafız Cemil Efendi ve Müftü Naibi Hacı Hafız Bey
Kolordu karargâhının Erzurum’ a taşınmış olması, Erzurum ve yakın çevresini
tamamen Ermeni çetecilerinin tehditlerinden kurtardı. Ancak, Mondros
Mütarekesinden sonra Osmanlı ordusu Kars, Ardahan ve Batum’dan çekildi ve bu
bölgeleri İngilizler işgal etti. Bu yörelerdeki Osmanlı ordusunun dağılmasından
sonra, Kars’ ta bir Milli Şura hükümeti kuruldu ve havalide emniyet, huzur ve
sükûnu temin etme görevini üstlendi. Fakat Kars’taki Milli Şura yönetimine,
bölgeyi işgal eden İngilizlerce 20 Nisan 1920’de son verildi. İngilizlerin bu
hareketi, yörede bulunan Ermenileri cüretlendirdi. Müslüman halka baskı ve zulüm
yapan Ermeniler, Sarıkamış, Kağızman ve Ardahan’ ı da İngilizlerden devralarak,
bölgedeki etkinlik sağladılar. Benzer şekilde, Temmuz 1920’de İngilizler Oltu’
da kurulmuş olan Oltu Şurasına da, yörenin Ermenilere bırakıldığını ileri
sürerek son vermek istediler. Yörenin Ermeni çetecilerinin yönetimine terk
edilmesi isteği, Oltu Şurası tarafından reddedildi. Ermeniler, bu yöredeki
katliamlarını da sürdürdüler. Aynı tarihlerde, Artvin Gürcülerin, Ardunç ve
savaşta da İngilizlerin işgali altındaydı.
Cumhuriyet Döneminden Günümüze Erzurum
Nafi Atuf Kansu, Nafız Dumlu, Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Aziz Akyürek, Necip
Asım Yazıksız, Tahsin Uzer, 1 Kasım 1927’ de III. Dönem milletvekilliğine
seçildiler.
4 Mayıs 1931’ de Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Nafi Atıf Kansu, Aziz Akyürek,
Nafiz Dumlu, Hakkı Şinasi Erel ve Necip Asım Yazıksız IV. Dönem
milletvekilliğine seçildiler.
1 Mart 1935’de Nafi Atıf Kansu, Tahsin Uzer, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Necip
Asım Yazıksız, Saim Ali Dilemre, Pertev Demirhan, Fuat Sirmen, Zeki Soydemir,
Şükrü Koçak ve Nakiye Elgün V.Dönem milletvekilliğine seçildiler.
3 Nisan 1939’ da Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç,Salim Altuğ, Nafiz
Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir.Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VI.Dönem
milletvekilliğine seçildiler.
8 Mart 1943’ de Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Saltum Altuğ, Nafiz
Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VII.Dönem
milletvekilliğine bir kez daha seçildiler.
5 Ağustos 1946’ da Cevad Dursunoğlu, Kemalettin Kamu, Münir Hüsrev Göle, Raif
Dinç, Şükrü Koçak, Eyüp Sabri Akgül, Mesut Çan Kaya, Vehbi Kocagüney, Şakir
İbrahim Hakkıoğlu, VIII. Dönem milletvekilliğine seçildiler.
14 Mayıs 1950’de 175.124 kayıtlı seçmenin % 86,3’ünün oy kullandığı milletvekili
genel seçimlerinde Said Başak, Rıfkı Salim Burçak, Fehmi Çobanoğlu, Bahadır
Dülger, Sabri Erduman, Enver Karan, Emrullah Nutku, Rıza Topçuoğlu, Memiş Yazıcı
ve Mustafa Zeren milletvekilliğine seçildiler.
2 Mayıs 1954’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 188.956 kayıtlı seçmenin
% 89,3’ü oy kullandı Rıfkı Salim Burçak, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Rıfkı
Topçuoğlu, İshak Avni Akdağ, Zeki Çavuşoğlu, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt,
Hamit Şevket İnce, Hasan Numanoğlu, Cemal Önder ve Esat Tuncel milletvekilliğine
seçildiler.
27 Ekim 1957’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 208.352 kayıtlı
seçmenden % 77,4’ü oy kullandı. Seçimlerde Rıfkı Salim Burçak, Sabri Erduman,
Rıza Topçuoğlu, Mustafa Zeren, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt, Hasan Numanoğlu,Osman
Alihocagil, Mehmet Eyüboğlu,Melik Fırat, Said Kantarel, Münip Özer ve Fethullah
Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler.
Kasım 1958’de Erzurum Atatürk Üniversitesi kuruldu.
28 Aralık 1960’da Cevad Dursunoğlu Kurucu Meclise seçildi.
15 Ekim 1961’ de 242.181 kayıtlı seçmenin % 75,9’u oy kullandığı milletvekili
seçimleri yapıldı. Bu seçimde Cevad Dursunoğlu, Ertuğrul Akça Turhan Bilgin
Nihat Diler, Gıyasettin Karaca, Şerafettin Konuray Cevad Önder, Tahsin Telli ve
Adnan Şenyurt milletvekilliğine kayıtlı seçmenlerin % 80’inin oy kullandığı
Cumhuriyet senatosu seçimlerinde Nurettin Aynuksa, Nihat Pasinli ve Rahmi
Sanalan senatörlüğe seçildiler.
7 Kasım 1961’ de Erzurum Eğitim Enstitüsü açıldı.
7 Haziran 1964’de yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Edip
Somunoğlu ve Osman Alihocagil senatörlüğe seçildiler.
10 Ekim 1965’te yapılan milletvekili genel seçimlerinde 255.787 kayıtlı seçmenin
% 70,7’si oy kullandı. Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Nihat Diler, Cevat
Önder, Adnan Şenyurt, Necati Güven, Nihat Pasinli İ.Hakkı Yıldırım ve Ahmet
Mustafaoğlu milletvekilliğine seçildiler.
12 Ekim 1969’da 273.195 kayıtlı seçmenin % 66’sının oy kullandığı milletvekili
genel seçimlerinde Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Cevat Önder, Rasim Cinisli,
Rıfkı Danışman, Sabahattin Aras, Selçuk Erverdi Naci Gacıroğlu, Fetullah
Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler.
14 Ekim 1973 milletvekili genel seçimlerinde 296.137 kayıtlı seçmenden % 67,9’ u
oy kullandı. Seçimler sonucunda İ.Hakkı Yıldırım, Gıyasettin Karaca, Rıfkı
Danışman, Selçuk Erverdi, Rasim Cinisli, Korkut Özal Yahya Akdağ, Zekai Yaylalı
ve Fuat Fırat milletvekilliğine seçildiler. Kayıtlı seçmenin % 67,6’sının oy
kullandığı Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Hilmi Nalbantoğlu,
Lütfi Doğan senatör seçildiler.
5 Haziran 1977 milletvekili genel seçimlerinde 325.100 kayıtlı seçmenin % 80’i
oy kullandı. Rıfkı Danışman, Gıyasettin Karaca, İ.Hakkı Yıldırım, Osman Demirci,
Selçuk Erverdi, Çetin Bozkurt, Korkut Özal ve Nevzat Köseoğlu milletvekilliğine
seçildiler.
14 Ekim 1979’ da yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde 277.284 kayıtlı
seçmenin % 80.7’ si oy kullandı. Selahattin Deniz, Naci Gacıroğlu ve Lütfü Doğan
senatörlüğe seçildiler.
15 Ekim 1981’de Utkan Kocatürk ve Abdülkadir Erener, Erzurum’u temsilen Danışma
Meclisi üyeliğine seçildiler.
1983 Genel seçimlerinde Togay Gemalmaz, Sebahattin Aras, Rıfkı Yaylalı,
Sabahattin Eryurt, İlhan Aras, Ebubekir Akay ve Hilmi Nalbantoğlu
milletvekilliğine seçildiler.
1991 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Melik Fırat, Lütfi Esengün, Rıza Müftüoğlu,
Oktay Öztürk, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat milletvekilliğine seçildiler.
1995 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Zeki Ertugay, Necati Güllülü, Lütfi
Esengün, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat, Aslan Polat, Ömer Özyılmaz
milletvekilliğine seçildiler.


