ŞİİRLERİMİZ

           BENİM KÖYÜM

Okulumuzun önünden girersen eğer

Dizilmiş evleri hep birer birer,

Taştan duvarlı topraktan evler,

Gelinde görün benim köyümü.

 

Çoruh nehri köyümün içinden geçer

Etrafına çeşitli bereket saçar,

İlkbaharda biraz tehlike saçar, 

Gelinde görün benim köyümü.

 

Değirmen çayırı güney dibinde,

Kara çamur mezarlık önünde,

Camiyi sorarsan köy meydanında,

Gelinde görün benim köyümü.

 

Köprünün önünde soğuk bir çeşme,

Gidersen eğer içmeden geçme,

Dikkat et sakın badları aşma,

Gelinde görün benim köyüm

 

Ahbunun etrafı kavak bürümüş,

Evleri yıkılıp virane olmuş,

Sokakta beslenen kuş tarumar olmuş,

Gelinde görün benim köyümü.

 

Caminin çeşmesi çift kurnalıdır,

İç bak akan suya sanırsın baldır,

Arkası evler önü meydandır,

Gelinde görün benim köyümü.

 

Harman yerini otlar bürümüş,

Ev dediğimiz yerler örene dönmüş,

Arı petekleri bile sönmüş,

Gelin de görün benim köyümü.

 

                          10 /07 / 1998

                      Aydın KANTARCI

 

 

                GARİP

                                                             
Eski ismi Vartenik yeni ismi Mescitlik,                                                     
İnsanları göç etti köyümüz oldu dertli.                              
Bir zamanlar hanesi yüz elliye ulaşmış,                             
Şimdi ise evleri harap ve garip kalmış.                            

Sağ yanında güney dağı yükselir,                                   
Sol yanında köpek alan diklenir.                                   
Ortasında Çoruh nehri saklanır,                                      
İçinde yüzen alabalık gariptir.                                         

Gümüşlük meşesi zümrüt ormandır,                             
Gürbenin meşesi derde dermandır.                             
Aralarında sıncanlı deresi vardır,                                  
İçinde saklanan kurtlar gariptir.                                     

Şor ağın köprüsü yeni yapıldı,                                         
Tatarlara davar hemen serildi,                                   
Ay bayramında ahlât meyvesin verdi,                           
Onu yiyen kocaoğlan gariptir.                                         

Macit kayalar kerim gilin yuvası,                                                        
Monutlularla olurdu bazen davası,                                
Söğüt boynu, körpaharlar keklik yuvası,                      
Gözeye ulaşan keklik gariptir                                       
 
Şırvanın başında Köroğlu nün taşı,                              
Düzüne inmiş gızhaşlının toprağı taşı,                          
Gavlığı sorarsan ormanın hası,                                  
İçinde yaşayan tavşan gariptir.                                     
                                                                                    
Keranlık köyüme tepeden bakar,                               
Sınır dere insanın canını yakar,                                   
Tepenin ardında mezarlığımız var,                            
İçinde yapan ölülerimiz gariptir.                                  
       
Gala deresi deriz taşlıdır yolu,                                                   
Sürünün yattığı yer devenin boynu,                                         
Kanlıdan geçer cılasor yolu,                                       
Ziyarette yatan Şehit gariptir.

Kırları dolaşıp geldim köyüme,     
Uğramadım sanma yıhılhanıma,
Gönlüm oralarda dolaşır duru,
Yaşadığım yerde bende garibim.

 
                            04/ 02/1998       
                       Aydın KANTARCI

 

 

            ERZURUM

Sana Canım Kurban Dadaş Diyarı,
Erle Dolu Er Meydanının Erzurum.
Dillerde Söylenir Öteden Beri,
Şerefin, Şöhretin,Şanın Erzurum.

 

Gören Varmı Erzurum’un Dengini,
Dağlar Kanımızdan Almış Rengini.
Yad Edelim Doksan Üçün Cengini,
Moskofları Boğdu Kanın Erzurum.

 

Nenehatun Satır İle Kavgada,
Tekbir Sadaları Arşda Semada.
Kan Leşi Götürdü Aziziye’de,
Şimdi Belli Bir Nişanın Erzurum.

 

Yaşa Can Dadaşım Binlerce Yaşa,
Kahraman Mehmetçik Girdi Savaşa.
Hücum Emri Verdi O Muhtar Paşa,
Çoktur Şanlı Kumandanın Erzurum.

 

Bütün Dünya Seni Görmek Arzular,
Kan İle Yoğrulmuş Dağlar Yazılar.
Vatan İçin Savaş Verir Gaziler,
Nurda Yatar Şehidanın Erzurum.

 

Davulu,Zurnası, Barı Bir Hoştur,
Yıllar Geçsede Dadaş Yine Dadaştır.
Gözü Şimşek Damarları Ateştir,
Meşhur Olur Kahramanın Erzurum.

Okunur Ezanlar Makamı Seba,
Müminler Camide Döner Mihraba.
Abdurrahman Gazi Nur Habip Baba,
Yatağısın Evliyanın Erzurum .

 

Nef_İ Hakkı Merhum Emrah Erbabı,
Taptuk Emre Hazret Sırrın Kitabı.
Dutçu Da Mezarı Yatıyor Tabii,
Aşikanın Dervişanın Erzurum.

 

İkrarda İnancı Ahda Vefadır,
Ahda Vefa Etmek Zevki Sefadır.
Havası Şifadır, Suyu Şifadır,
Bir Hastaya Bin Dermanın Erzurum.

 

Yurduna Da Palandöken Yurduna,
Yazın Çayır Çimen Kışın Fırtına.
Yamacında Çiçek Taşında Kına,
Çok Hoş Olur Her Zamanın Erzurum.

 

Gel Gör Dabahane Hikmetli Pınar,
Cennet Çeşmesinden İçenler Kanar.
Görenler Anlatır, Dinleyen Anlar,
Methe Layık Her Bir Yanın Erzurum.

 

Senin Vasfın Eder Erbabı Diller,
Sende Surur Duyar Gamlı Gönüller.
Yazın Yaylalara Çıkar Güzeller,
Huri Soylu Nevcivanın Erzurum.

 

Mevla Bu Devranın Etsin Ber Karar.
Dadaşlar Beldesi Bu Eşsiz Diyar,
Ben Gitsem Dünyadan Kalsın Yadigar.
Ruhani’den Bu Destanın Erzurum,

           Aşık Mustafa  RUHANİ

 

        DADAŞIM BENİM

Dadaşım, dadaşım, dadaşım benim,
Milli ruh karakter gardaşım benim,
Kalbimde sevgin var, göz yaşım benim,
Onurlu, gururlu dadaşım benim.

Destanlar, türküler sana yazıldı,
Silah icat oldu, mertlik bozuldu,
dadaşlık bizelere atadan kaldı,
Geçmişine bağlı, dadaşım benim.

Özüyle, sözüyle doğrudur dadaş,
Kalbimizde sevgi, gözümüzde yaş,
Onlar birbirine hep derler gardaş,
Dadaşım, gardaşım, herşeyim benim.

Erzurum başbarı senbolümüzdür,
Barı biz oynarız; kültürümüzdür,
Hoşbilezik, hancer, örneğimizdir,
Davulda, zurnada, dadaşım benim.

Ozan şerif dadaşıma kurbanım,
Erzurum; gururum, şerefim, şanım,
Ben dadaş oğluyum, çıksa da canım,
Ölürüm uğruna dadaşım benim.

        

                Şerif ÇÖPÜRGENSLİ

 

 

GÖRESTİM

 

Köyümün yamacı, karlı dağını,
Taze yoğurdunu, peynir yağını,
Dağda tarlasını, bahçe bağını,
Görestim, görestim, göresim geldi.

Yeşil ormanları, soğuk suları,
Dağdan ot taşırdım ben de yazları
Çamurlu yolları, tozlu yolları
Görestim, görestim, göresim geldi.

Çoruh'ta çimerdim, çıkardım kıya,
Tarladan yürürdüm, köye ben yaya,
Soğuk su içerdim oh doya doya
Şimdi çok görestim, göresim geldi.

Bir başkadır bizim köyün havası,
Dallarda ütüşür bülbül, kargası,
İçimden çıkmaz ki köyün sevdası,
Hasret kaldım şimdi göresim geldi.

Bülbülün ötüşü, zarı başkaydı,
Dikeni başkaydı, gülü başkaydı,
Dumanı başkaydı, külü başkaydı,
Görestim, görestim, göresim geldi.

Ben şerif'im, göç eyledim yurdumdan,
Anam boyun büktü, baktı ardımdan,
Büyük şehir usandırdı canımdan,
Köyün toprağını öpesim geldi.

 

             Şerif ÇÖPÜRGENSLİ

 

 BİR BAŞKADIR ERZURUM

 

Bir başkadır Erzurum
Anadolu bağrında.
Bir başkadır diyorum
Yağmurunda, karında.

Bir başkadır dağları
Palandöken uzanır.
Verimlidir bağları
Tortum derken uzanır.

Bir başkadır etekler;
Eteklerde kışlası.
Yazın şendir yüksekler;
Yükseklerde yaylası.

Bir başkadır havâsı
Türküsünde mertlik var.
Dadaşların ovası
Herşeyiyle Türk kokar.

Bir başkadır bu şehir
Türbesiyle Gâzî'nin.
Azîziye belirir
Heybetiyle mâzînin.

Bir başkadır câmiler
İslâmiyet gönülde.
Bize miras her eser
Bu memleket, bu belde.

Bir başkadır Erzurum
Anadolu bağrında.
Bir başkadır diyorum
Yağmurunda, karında

 

         Önder ÇAĞIRAN

 

 

 

ERZURUM’DA RAMAZAN AKŞAMI

 

Gel, Erzurum'u dinle bir Ramazan akşamı
Gönüllere süzülür ma'nevî ihtişâmı.

Gör hâleyi şûleyi mübârek mehtâbında
Bir seyyâl sayfaya dal kâinât kitâbında.

Ayaz ayaz pür-sükût Azîziye sırtları
Mâzîdeki mefâhir bu azîz şehrin varı.

Şu câmi avlusunda kimler oturmamış ki
Yalaz yalaz serinlik insanı okşar sanki.

Gönül dostları gelir sevgi sıcaklığıyla
Söyleşirler ma'nânın bütün berraklığıyla.

Gel, Erzurum'u dinle bir Ramazan akşamı
Gönüllere süzülür ma'nevî ihtişâmı.

 

                               Önder ÇAĞIRAN

 

 

ERZURUM’DA RAMAZAN GECESİ

 

Geceler davul gibi
Zafer aşkıyla çalınırken
Köşe başındaki sükût
Rengârenk savuşuyor.

Sanki her ağaç dibi
Doksan üç şehîdine kefen
Sırtlarda envâr-ı şühût
Göklerle kavuşuyor.

Görmek kimin nasîbi
Gün ışığına daha erken
Bu gecelerde yağan kut
Uzletle konuşuyor.

Seyyâreler çul gibi
Gece koynunda salınırken
Nûrânî şavk bulut bulut
Gündüzleri okşuyor.
 

 

              Önder ÇAĞIRAN

 

 

ŞEHRİ ERZURUM

 

Bu şehrin vardır sekiz kapısı
Tarih kokuyor bütün yapısı
Sancak gibi dikili saat kulesi
Canım sana kurban sevdam Erzurum

Kalesine bir bakın gelin gibidir
Kümbetleri parmağı eli gibidir
Yakutiye o gelinin beni gibidir
Canım sana kurban sevdam Erzurum

Çeşmeleri birer,birer şifa kaynağı
Palandökenden gelir suyun ayağı
Dumlubabadır derler cennet ırmağı
Canım sana kurban sevdam Erzurum

Dört biryanı evliyalar yatağı
Aziziye, mecidiye yiğitlerin otağı
Bu şehirden başlar cumhuriyet atağı
Canım sana kurban sevdam Erzurum

 

                            ZEKİ SULUOĞLU

 

 

GARA KIZ

 

Gara bir gız çizdim;
Saçları kara kara
Örük yapmış,
Atmış Palandöken'in sırtına

Gara bir göz çizdim;
Bebeği hurma hurma
Güneşe ters bakmış,
Gitmiş ayın huyuna

Gara bir sevda garadan daha gara
Gara bir yazı anlımda yazıdan daha ala

 

                             Ömer GÜNAYDIN

 

 

KITLAMA ŞEKER TADINDA BAYRAM

 

Ne guş uçir ne kervan geçir
Gapı bile dögülmeyi göresti
Bayram yok gardaş burda
Herkes parasının oldugu
Önünün doldugi; günü bayram secir.

Ben mi benim de canım sıgılır
Ruhum daralır, aklım orya tagılır
Ele bir seyler gelir gelir aburamda yığılır
Gardaş golay değil Erzurum dedin mi
Her şeyim oldugi gibi yıkılir

He gardaş he
Gine kıtlama içirem çayı
Yiyirem cigaranın poççigini
Öbürleri catalnan matalnan
Ben elimnen atiram agzıma hedigi

Bazı şeyleri aklımdan atamiram
Aşşaği vuriram yugari vuriram
Sağıma bahiram, soluma bahıram
Biraz unutunca rahatlayıp gülirem söylirem
Gardaş bide bahisan aklıma düşti ağliram üzilirem

VILAAA GARDAŞ VİLİYOOOVVV OLA OGLUM!!
Daha yeni kıtla içmeye başladığımız
Babamızi yamsılayıpta boğularak sigara içtigimiz
Gız gacıran atıp şeker topladığımız
Arafalıg arafalıg diye bağırdıgımız
Ola oğlum ben mahalledeki herkesi tanıdığımız
Bayramlari göresirem! Ama seni bilmirem

GARDAŞ NEYSE BEN CAYİMİ GİNE DE KITLAMA İÇİREM
AMA BAYRAMLARİ KITLAMA SEKER TADINDA GECİREMİREM...!!

Neyse genden eyii bahh
Bizim canımız işte sağ
Ola gardaş sen Erzurum’dasan hemi
Olsun üstüne basıp geçme
Sen de birez aklan tağ
Eyvallah gardas
Benden önce üsdat küsüp getmişti
Ben küsmeden gidirem
Eyvallah gardaş

 

                     Ömer GÜNAYDIN

 

 

ACIKTINMI DADAŞ

Zaman değişir, türli tevür işler olir
Milli olan herşeyimiz sessizce gaybolir

Bu kayıplari ne arayan ne de soran var,
Size eski yemekleri annatimmi gardaşlar.

Davul bile vurur dengi dengine
GEYSEFE nin eyisi her zaman zengine

Mısıri çekerler südünen HAŞIL ederler
Gış gecelerinde HESİR tutmağa giderler

Hestelere yedirirler sari yağli HASITA
Damara gan gele erden ere maksuda

Kerti eymekleri yumurta, soğan ile yayarlar
Acıkmışın önüne CILBIRA yı koyarlar

Epey zahmetlidir inceden YUMURTA PİLAV
Pisik bile görende der ki miyav miyav

Lahananın galınlarından yapılır acılı KAPUSGA
Guşkananın içinde nasılda gasılır haspa

Un gavurmasından yaparlar sıcak olur HERLE
Soyuh alanlara içirilir terle yavrum terle

Yufgadan üç köşeli kesilmiş TATAR BÖREĞİ
Sari yağdan, yoğurtdan görünmir ki göbeği

Tarhınli yaparlar mercimekli KESME ÇORBASI nı
Dadaş yedimi sever gaynanasıni

Soğan yumurta gavurmadan MIHLAMA
Bulgur pilavi var yanında gıg gıldama

SOĞAN ŞALGAM DOLMASİ hep etinden olir
Şalgamların yanına bolca yoğurt gonur

Peşgunun ortasında garışıh turşi durir
Fanusun gölgeside garşi duvara vurir

BULGUR ŞİLESİ , bulunur içinde binbir türli hilesi

Yufgadan keserler degirmi degirmi SİRONİ
Haşmetli tepside sen seyreyle oni

Buğdayi. Arpayi gavururGAVUT ederler
Sari yağli bal şerbetini ortasına töker yerler

Eveliğin yaprağına sarılır LOR DOLMASİ
Yemeklerin h essosu. Alası mı alası

SU BÖREĞİ sofralardan heç eksik olmaz
GEDAYIF DOLMASI'nın üstüne datli bulunmaz

GAZ LOHMASI'nın boyni büklüm büklüm bükülür
EYMEK GEDAYIFI nın üstüne bolca ceviz tökülür

Terbiye görmüş etleri büyük şişe düzerler
Ocağın garşısında hızli hızligezeller

Odun sapli cağa tike tike keserler
ECEM EYMEK, guri soğan yiyemezsen, küserler

Sicah yaz günlerinde ne güzeldir AYRAN AŞİ
Höpürdeterek içmezsen olur gözlerin şaşi

Yanında varsa tandırda gızarmış KELLE
Ardından bir tütün sar, telle babam telle

Her zaman hazır olur yağda gızarmış BİŞİ
Yazın uzun günlerinde yersin etli ÇİRİŞİ

PİRPİRİM'de bulunur bolca sığır gıymasi
Yanında nazli nazli yenir İNCİR DOLMASİ

Toplanır temiz yerden YEMLİK ile TERE
Lavaşınan lorunan muhaggak girer eve

Kartoldan yağdan yapılır BORANİ
Lezzetini bilenler olmuştur mubareğin hayrani

ÇIRTMA LOBİYAYİ gemikli etinen yaparsan
Nar gibi sobaya duzli kartol atarsan

CİLEK SOĞAN'iüç barmağınla tutarsan
Gara gözli TIS ÜVES 'e iştahınan baharsan

Özene özene geldin işin sonuna
Gıymetli arhadaşım geldi girdi goluma

Herhal yengem bişirmiş gavurmali HINGEL
Ehdaman eti, kotanıda aldagel

Daha çok yemegimiz var, hepsini sayamadım.
Bunca yıl hür yaşadım, ERZURUM'a doyamadım.

 

Varsın zaman değişsin, türli tevür şeyler olsun
Mutvağıza bereket, hanenize sıhhat dolsun.

 

KOTAN yazdı size acayip yemek destanı
Yemedinse bu yemekleri ye de lezzeti tanı.

İşte sokağın başında göründi godida beşe
Gönülde sevgi dolsun ömür geçmesin beleşe

                                       Hüseyin KOTAN

 

PALANDÖKEN DAĞLARI

Bir gün Palandöken dağından geçtim,
Artık son ışıklar sönüp çakarken;
Ta uzakta eski bir hanı seçtim,
Yolcular önünde ateş yakarken.
 
Bu dağlar ne yaman, ne yüce dağlardı,
Başında bir bora döner, çağlardı.
Derindeki sesler o sadalardı,
Köpüklü ırmaklar durmaz akarken.
 
Kat kat bulutları başımla deldim .
Çıktım, çıktım, en dik yerime geldim;
Birdenbire bir kuş gibi yükseldim,
Başımı kaldırıp göğe bakarken...

          Necip Fazıl KISAKÜREK

 

DADAŞ GELİYOR

Elinde tüfeği, belinde hançer
Sınır boylarından sesler geliyor
Hey hey narasıyla her taraf inler
Sanki cenk alayı , mahşer geliyor

Bar başı dikkatle hududu gözler
Yanında koltuğu, bir komut bekler
Kabına sığmayan coşkun erkekler
En sonda uç beyi, poççik geliyor

Bir sağa, bir sola sallar kılıcı
Köroğlu’nda seçilir hünerli gücü
Hançerbar’da alır hasmından öcü
Göğsü iman dolu erlik geliyor

Yavuz’dan bu yana zafer yolunda
Başında Albayrak, kılıç belinde
Kıratın sırtında, vatan uğrunda
Kahramanlık dolu tarih geliyor

Davul zurna sesi coşturur onu
Barında canlanır cenkteki ünü
Dağlar gibi kımıldar, tutulmaz önü
Palandöken ona kalkan geliyor

Yayla kartalları, koç yiğitleri
Savaşta düşmanı bırakmaz diri
Kükreyen aslandır sanki her biri
Doğu’nun bekçisi Dadaş geliyor.

 

CANIM ERZURUM

Yaz, kış eksik olmaz dağların karı,
Yüreğinde yakar muhabbet hârı,
Meydanda Dadaşlar oynarlar Barı,
Dadaşlar diyârı… Canım Erzurum.

Evliyâsı çoktur, âlimler yurdu,
Baltayla, kazmayla Moskof’u kovdu,
Başı dik, ön safta Nene Hatun’ du,
Gaziler diyârı… Canım Erzurum.

Allah diye çektik savaş gürzünü,
Erenlerden aldık adap dersini,
Sadakatle dövdük sabır örsünü,
Sâdıklar diyârı… Canım Erzurum.

Dostunu dost bilir geçerler candan,
İkramı sunarlar, ayrandan baldan,
Sakınmaz gözünü budaktan, daldan,
Yiğitler diyârı… Canım Erzurum.

Serden geçip çeker hicrânı, gamı,
Atalardan miras töre nizâmı,
Tarihten geliyor şerefi nâmı,
Otağlar diyârı… Canım Erzurum.

Ata sporudur cirit, güreşi,
Fakire, miskine dağıtır aşı,
Sehavet ehlidir bulunmaz eşi,
Cömertler diyârı… Canım Erzurum.

Ay-yıldızlı bayrak bizim süsümüz,
Vatana, millete sadık özümüz,
Daima nöbette açık gözümüz,
Kal serhat diyârı… Canım Erzurum.

Seher vakti ile öter bülbüller,
Sevdası daima yakar gönüller,
Dillerde metheder seni edipler,
Edipler diyârı… Canım Erzurum.

Çifte Minaresi, meşhur Kalesi,
Lala Paşa ile Ulu Camisi,
Üç Kümbetler’ iyle Çoktur türbesi,
Türbeler diyarı… Canım Erzurum.

Kongre Binası'yla Havuz Başı’sı,
Çok güzeldir Rüstem Paşa Çarşı'sı,
Oltu Taşı ile meşhur takısı
Hazine diyarı… Canım Erzurum

Dabakane ile Cennet Çeşmesi,
Hangisini sayam çoktur içmesi,
Hakkın kudretiyle akar cümlesi,
Çeşmeler diyarı… Canım Erzurum.

Abdurrahman Gazi, Habib Babası,
Uğrayanlar alır hayır duası,
Aziziye oldu şehit tabyası,
Tabyalar diyarı… Canım Erzurum.

İbrahim Hakkı’nın Marfetname’ si,
Gazelleri bir hoş Lütfi Efe’si,
Hiciv ustasıdır Şair Nefî’ si,
Şairler diyârı… Canım Erzurum.

Erzurumlu Emrah, Yaşar Reyhani,
Ruhânî, Nihânî, Mehmet Gülhani,
Hak âşığı oldu Baba Sümmânî,
Âşıklar diyârı… Canım Erzurum.

Kızları hünerli açar yufkayı,
Kadayıftan yapar güzel dolmayı,
İkindi zamanı semaver çayı,
Bir sohbet diyârı… Canım Erzurum.

Kışı soğuk olur yazları serin,
Dereleri çağlar durgun hem derin,
Cennetten nişandır her karış yerin,
Mesire diyarı… Canım Erzurum.

Yaylaları hoştur çoktur ovası,
İnsanı ısıtır nemsiz havası,
Palandökende sür kayak sefası,
Turizm diyarı… Canım Erzurum.

Güldalı ününü saymakla bitmez,
Bizim hafızamız bu işe yetmez,
Dualı şehirdir nâmı hiç yitmez,
Allaha emanet… Canım Erzurum.

                         Avni BOZKAYA

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR FİDANA

Sabahtan uğradım ben bir fidana
Dedim mahrur musun dedi ki yok yok
Ak elleri boğum boğum kınalı
Dedim mahrur musun dedi ki yok yok

Dedim inci nedir dedi dişimdir
Dedim kalem nedir dedi kaşımdır
Dedim on beş nedir dedi yaşımdır
Dedim daha var mı söyledi yok yok

Dedim ölüm vardır dedi aynımda
Dedim zulüm vardır dedi boynumda
Dedim ak memeler dedi koynumda
Dedim ver ağzıma söyledi yok yok

Dedim Erzurum ne dedi ilimdir
Dedim gider misin dedi yolumdur
Dedim Emrah nedir dedi kulumdur
Dedim satar mısın söyledi yok yok

Tutam yâr elinden tutam
Çıkam dağlara dağlara
Olam bir yaralı bülbül
İnem bağlara bağlara

 

Birin bilir birin bilmez
Bu dünya kimseye kalmaz
Yâr ismini desem olmaz
Düşer dillere dillere

Emrah eder bu günümdür
Arşa çıkan tütünümdür
Yâra gidecek günümdür
Düşem yollara yollara

          Erzurumlu EMRAH

 

HAYAL DEĞİL GERÇEK ERZURUM

Nice asırların tarih sahnesi...
ÇİFTE MİNAREMİZ En şahanesi...
Sayılmaz ki daha yüzlercesi...
Bir an önce yapılsın restoresi.

Doğalgaz abonesi çoğalacak...
Oksijeni bol hava oluşacak...
DADAŞ daha sağlıklı yaşlıyacak...
DÜNYAMIZErzurumu konuşacak...

Doğunun petrol dağılım merkezi...
Kurulur belkide rafinerisi...
Bir çok alan da yan sanayisi...
Yaşanacak ERZURUM cazibesi...

Burası olacak sağlık merkezi...
Komşu devletler ve ahalisi...
Burada yapılacak tedavisi...
Zira ucuz olacaktarifesi...

Birgün olimpiyatlar alınacak..
DÜNYAMIZ Erzurum da buluşacak...
Bu alanda vazgeçilmez olacak...
Sporcular ERZURUM'a koşacak...

Burası eğitim kültür merkezi...
işte;ATATÜRK üniversitesi..
Giderek yükseliyor seviyesi...
Mükemmeldir Eğitim kalitesi

                    Kenan ÇİFTÇİ

AH ERZURUM

Yaylaların şahı mı geldin,
Ak göğsünde ne bu al kan, Erzurum?
Acı çığlıklarla bağrımı deldin,
Kaderine yandı bu can, Erzurum!

Abdürrahman Gazi durağı yaylam,
Ezelden kahraman yatağı yaylam,
Şerafli tarihler otağı yaylam,
Alın yazın şeref ve şan, Erzurum.

Havada, suyunda bir başka hal var,
Canlara can katar sendeki bahar.
Zorlu dedelerim koynunda yatar,
Tatlı canım sana kurban Erzurum!...

Gece vakti duyuldu da feryadın,
Tortum gibi çağladı kalbe yadın:
Dualarla göğe yükseldi adın,
Yandım sana, yandım candan, Erzurum!...

Nedir bir yürekten ürpermelerin ?
Bu iç çekişlerin ne, derin derin?..
Neden çırpıntısı tutmuş bu yerin?
Neden böyle korkunç bu an, Erzurum?

Allı gelin duvağına düşürmüş,
Körpe kuzu yolunu mu şaşırmış?...
Kederi, kayguyu baştan aşırmış,
Baştan başa olmuş hicran, Erzurum,

Kanamamış rüyalara genç kızlar,
Ana bağrı sızım sızım sızılar…
Dadaşıma kefen oldu bu yıl kar…
Ah, güzel Erzurum! Vatan Erzurum!...

                Halide Nusret ZORLUTUNA

ERZURUM

Yıllar ile yollar ayırdı bizi,
Hasretinden divaneyim Erzurum.
Sevgin yüreğimde dinmeyen sızı,
Yabanda bir viraneyim Erzurum.

Delikanlılığım,gençliğim sensin.
Soluduğun nefes,içtiğim sensin.
Düşümde, kuş olup uçtuğum sensin.
Kanat çırpıp konamadım Erzurum.

Nice evliyalar devran eyledi,
Ne güzeller sende seyran eyledi,
Göreni kendine hayran eyledi,
Lezzetine doyamadım Erzurum.

Soğuğun bir başka,buzun bir başka,
Sohbetin bir başka,sözün bir başka,
Baharın bir başka,Güz’ün bir başka,
Kar olup ta yağamadım Erzurum.

Sevdan ile sarhoş dönüyor başım,
Elinden olaydı ekmeğim,aşım.
Elliye yanaştı burada yaşım,
Piştim amma yanamadım Erzurum.

Yağmur olam,rüzgâr olam,kar olam.
Düğün olam,dernek olam,bar olam.
Kara gözlü bir güzele yar olam.
Dedim amma olamadım Erzurum.

Arifleri dergahında tok gördüm.
Cahilleri bargahında yok gördüm.
Ahu gözlü bir dilberi çok gördün.
Derde deva bulamadım Erzurum.

 

                          Celal ODABAŞ

 

 

CANIMI VERİR DE VERMEM İSPİR’İ

 

Düşmanlar saldırdı her iki yandan
Canımı verir de, vermem İspir'i
Gücümü alırım o asil kandan,
Canımı verir de, vermem ispir'i.
Mustafa çavuş'la İnayet Osman,
Başkapan Müftü'de bulunur plan,
Bütün sırlar çözülmüş o zaman,
Canımı verir de, vermem İspir'i
Kadını erkeyi savaşa hazır,
Bu Türk'tür, düşmanı kazır,
Bir kalemiz vardır Çoruh'a nazır,
Canımı verir de, vermem İspir'i
İspir'li düşmanı Çoruha döktü,
Oturdu diz üstü bir tekbir çekti,
Sonunda bayrağı kaleye dikti,
Canımı verir de, vermem İspir'i
Şubat 25'de Kurtuluş günü,
Canımı verir de, vermem İspir'i
Ben firari ilan ederim bunu,
Canımı verir de, vermem İspir'i

 

                           Aşık FİFARİ

 

 

ERZURUM DESTANI

 

Erzurum kilidi mülki İslam’ın
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
Erzurum derbendi ehli imanın
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

Gayet şecaatli erler var idi
Nisası ricali hayalar idi
Edepli erkanlı bir diyar idi
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

Göl yerinde elbet sular bulunur
Yine vardur deyü ümid olunur
Yine bugün in bahaya alınır
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

Civanlar pirlere hürmet ederler
Duasın almaya gayret ederler
Ramazana güzel hürmet ederler
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

Bir kul günahına tövbe ederse
Sadıkhane o dergaha girerse
Affolunur günahı her ne kadarsa
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

Kalplerine dolsun Feyz-i Rabbani
Ahalisi bulsun Rahm-ı Rahmani
LÜTFÜ Erzurum’dan gördüm ihsanì
Mevla’ya emanet olsun Erzurum

 

                       M.Lütfü EFENDİ

 

 

ERZURUM MİLLİ MARŞI

Tarihler ağlar vatan yanarken,
Eller öz vatanda nara atarken,
Ufukta ümidin nuru batarken,

 

İlk sesi haykıran yüce Erzurum
Vatanı kurtaran yüce Erzurum.

 

Ufak bir tepreyiş, bir atlayışla,
Ümitler aşlayan bir şahlanışla,
Altıbin senelik bir arayışla

 

Canavar ağzını yırtan Erzurum
Ümitsizlikleri kıran Erzurum.

 

Vatana ümidsin, bayrağa rehber,
Tarihin bağrın sesin inilder,
Milli vicdan doğar, senden alır fer,

 

İlk sesi haykıran yüce Erzurum
Vatanı kurtaran yüce Erzurum.

                 M. Sıtkı DURSUNOĞLU

 

AŞIĞIZ

Sevdiğimize hasret gitsekte inan,
Yolumuz bekleyen yara aşığız...
Hasretle inleyen,hasretle yanan,
Aşk ile közlenmiş nara aşığız...



Hasret sözü bağrımızda sızıdır,
Gözdeki dalgınlık aşkın izidir,
Bu söylenen mert ve yiğit sözüdür,
DADAŞ'la oynanan BAR'a aşığız...



Sabredecek hal kalmadı ki bizde,
Sitem doldu artık gözbebeğimizde,
Burnumuzda tüten Erzurum'umuzda,
ÇİFTELER'e yağan KAR'a aşığız...

                          Hatem KARDEŞLER

 

ERZURUM

Yine sevdan ile yandım kavruldum,
Can ocağında piştim, kanla yoğruldum
Sen bir cansın sana kurban olurum

Ne ulvi, ne yüce toprak Erzurum,
Vatan sevdasına bayrak Erzurum!

Başı apak apak karlı dağın var
Zirvede bulutlar kar beyaz ağlar
Senden ayrı gönül karalar bağlar

Seni tanımayan bilmez Erzurum,
Senden ayrı olan gülmez Erzurum!

Palandöken kadar yücedir başın
Başı göğe erer yiğit dadaşın
Canımdan da aziz toprağın, taşın

Sen candan da özge cansın Erzurum,
Koy, gönlüm sevdanla yansın Erzurum!

Cirit meydanında şahlanır dadaş
Nice zafer tattın, nice bir savaş!
Bükülmez bu bilek, eğilmez bu baş

Vatana doğuda kilit Erzurum,
Bağrında yatanlar şehit Erzurum!

Bir başka letafet vardır havanda
Dadaş kanat çırpar kartal yuvanda
Gönlüme o sevdan düştüğü anda

Koy eller divane sansın Erzurum,
Gönlüm vuslatına kansın Erzurum!

Zemheride kışın buzla bilenir
Arkasından zümrüt baharın gelir
Çifte minareler der ki: ”Allah bir!”

Hak'tan gelir, Hakk'a gider Erzurum,
Bahtın karartmasın keder Erzurum!

Gönlün fethedilmez mertlik kalesi
Senin davan din-i mübin davası
Sende muhabbetin, vefanın hası

Can’a candan yakın dostsun Erzurum,
Asla sevgin tutmaz yosun Erzurum!

                                   Cahit CAN

 

BİZDE BELE DİYİRLER

Çitin adı çeper, oğlak da gıdik
Tay'a kurik derler, köpeğe gudik
Fasulyeye lobiya, bulgura hedik
Mantıya da hıngel derler bizde.

Telis çuval demek,pingel de folluk
Bütüne tomari,tuluma tulluk
Civcivlere cücük,hindiye culuk
Patatese kartol derler bizde.

Un çorbası herle,ahır bizde kom
Bacaya buhari,leviyeye lom
Dantele tentene,tuman ise don
Bedduaya gargış derler bizde.

Sofra bezi dastar,samanlık merek
Demine bayahıt, sergene terek
Çaydanlığa çaynik,kovaya külek
Havluya da peşkir derler bizde.

Sandalyeye iskemle, katı ise perk
Bilmeceye mesel, nadasa da herk
Masal hekat iken, at arkası terk
Yüz örtmeye yaşmak derler bizde.

Dilsizin adı lal, görmeyenin kor
Yoğurt suyu söcük,öksürük de çor
Banyo yapmak çimmek,peynire de lor
Mızıkçıya cığız derler bizde.

Sos anık ve urva,kirişe hetil
Geçen yıla bıldır, yatağa mitil
Kahverengi kavut, bakraca sitil
Yolluğa da cecim derler bizde.

Elbise entari, yumağa kelep,
Koyuna davar, sürüye celep
Çamaşıra esbab, çapraza verev
Rüzgara ülüzgar derler bizde

Mandaya camış, kediye pisik
Sofraya peşkir, danaya mozik
Kuzu ve dananın yatağı kozlik
Divana da seki derler bizde.

Dağ eriği sarol, çeşmeler göze
Annemiz abadır, teyzemiz eze
Halaya bibi, tazeye teze
Bayata da kerti derler bizde.

                  Hanefi SÖZTUTAN

 

ŞEHİTLER KÖYÜNE

Kahraman Şehitler kurtuluş günü
Seller gibi aktı mübarek kan
Yayıldı her yana şöhretli şanı
Yiğitler şehitlere koşmuştu bugün.

Ermeniler haince tuzaklar kurdu
Müslüman milleti arkadan vurdu
Kafirler sardı bütün yurdu
Dadaşlar cepheye koşmuştu bugün.

Cennet köyüm düşmanla doldu
Nice bebeklerin ödleri koptu
Şehitler katliamı çok yaman oldu
Onca insanımız şehit düşmüştü bugün.

Korkusuz aslanlar vurdu düşmana
Haykırın durmadan dört bir yana
Yiğitlerim can verdi köyü uğruna
Destanın dillere düşmüştü bugün.

Küfrün zulmü arşa dayandı
Gelinler yavrular kana bulandı
Sonunda bitti savaş insanlar rahatladı
Şehitler ismini almıştır bugün…

                             Hülya YAZICI

 

ERZURUM GÜZELİNE

Erzurum güzeli hep esmer olur
Bugday teni yutar mavilikleri
Utanır da buram buram ter olur
Palandöken gibi sevdalı seri
Erzurum güzeli hep esmer olur

Erzurum güzeli gönülde serde
Gözümde kanlı yaş senin eserin
Yerin bende leyla'dan da ilerde
Kimse bilmez benden başka, nerdesin
Erzurum güzeli gönülde serde

Erzurum güzeli gözümde buğu
Ağlarken kesilir gökte yağmurlar
Doldurma içimde dolmaz boşluğu
İçime damlarken seni vururlar
Erzurum güzeli gözümde buğu

Erzurum güzeli yaprak düşüyor
Baharın gül renkli ilk gecesinde
Sensizlik yazında ruhum üşüyor
Gel bana sımsıcak türküler söyle
Erzurum güzeli yaprak düşüyor

Erzurum güzeli yayla kokulum
Dikenli tellere asma sevdamı
Sen esmer adama gözlerini yum
O seni seyreder kapatma camı
Erzurum güzeli yayla kokulum

Erzurum güzeli uzaklarda kal
Ben sana acıklı türküler yakam
Bilirim dünyada kavuşmam hayal
Yayla yolundaki resmine bakam
Erzurum güzeli uzaklarda kal

Erzurum güzeli bu nasıl yayla
Serin esmez miydi yaylada rüzgar
Hani yakmam demiştin ya acıyla
Ya niye içimde bunca ateş var!...
Erzurum güzeli bu nasıl yayla

Erzurum güzeli hani söz idi
Ekmeksiz olur da sensiz olmazdı
Muhabbet bağına kim ekti kini
Hain muskaları hangi el yazdı
Erzurum güzeli hani söz idi

Erzurum güzeli yorgun bulutlar
Rahmet yağdırmıyor taş gönüllere
İlimde iğreti durur umutlar
Yoksa bir göç mü var başka ellere
Erzurum güzeli yorgun bulutlar

Erzurum güzeli sensiz yaylalar
Ayın ışığına sarılıp uyur
Hala nadasta mı cömert tarlalar!.
Gel ruyalarımı sevginle doyur
Erzurum güzeli sensiz yaylalar

Erzurum güzeli zaman geçtikçe
Ben eririm senin sevdan kor olur
Al külümü bir yel vakti gizlice
Salınıp gezdiğin yollara savur
Erzurum güzeli zaman geçtikçe

Erzurum güzeli ellerin kına
Ufuklarda koşan ürkek tay misin
Yıkık ve derbeder geldim kapına
Girişi olmayan bir saray mısın
Erzurum güzeli ellerin kına

Erzurum güzeli kara gözünde
Çölleredeki kervan gibi kayboldum
Ve sonsuz boşluğa düştüm yüzünde
Uçup giden bir an gibi kayboldum
Erzurum güzeli kara gözünde

Erzurum güzeli aynalara bak
Siyah gözlerinde beni bulursun
Baktıkça kalbin bir başka çarpacak
Gözlerin tükenir sen yorulursun
Erzurum güzeli aynalara bak

Erzurum güzeli yaşlanıyorum
Zaman saçlarıma rengini ekler
Sanma ki aklımdandır benim zorum
İlkin seven insan ne kadar bekler?
Erzurum güzeli yaşlanıyorum

Erzurum güzeli güzelliğin sır
Endamın görürüm dev aynalarda
Bir lahza firkatin bana bin asır
Bilmem ki vuslatın hangi baharda
Erzurum güzeli güzelliğin sır

Erzurum güzeli renkler soluyor
İhanet tetiği çekilen yerden
İçimde çok garip haller oluyor
Medet umuyorum meyhanelerden
Erzurum güzeli rengim soluyor

Erzurum güzeli ufuklara kan
İçime sevdanın ateşi düşer
Alevler diyor ki biraz daha yan
Yandıkça onun da kalbi yumuşar
Erzurum güzeli ufuklarda kan...

Erzurum güzeli şiirim vardı
Lügatin en güzel sözcüklerinden
Mısralar kuş olup sana uçardı
Vurulmadan önce aşk göklerinden
Erzurum güzeli şiirim vardı

Erzurum güzeli ey vefasız yar
Takati kamadı artık gönlümün
İçimde salınıp gezen duygular
Bir başka şeklidir sanki ölümün
Erzurum güzeli ey vefasız yar

Erzurum güzeli duama amin
Varılmaz hayale işaret' misin
Elleri kınalı ey esmer gelin
Dünyadan cennete beşaret misin
Erzurum güzeli duama amin...

Erzurum güzeli kardaşın olam
Sen dünya-ahiret bacım ol gitsin
Mahzun olma ben sararıp ben solam
Sen başım üstünde tacım ol gitsin
Erzurum güzeli kardaşın olam

Erzurum güzeli beni arama
Kafdaği'ndayim ben senden çok uzak
Bir merhem bulup da sürme yarama
Kafidir ardımdan yas tut, ağıt yak
Erzurum güzeli beni arama

Erzurum güzeli bir gün Olur'da
Selalar duyarsan minarelerden
Çöllerde ceylana dağlarda kurda
De ki 'benim aşığımdı bu ölen'
Erzurum güzeli bir gün olur da...

Erzurum güzeli durup ufukta
Arkamdan son defa bakıver gitsin
Kapından geçerken son yolculukta
Tabutuma bir gül takıver gitsin
Erzurum güzeli durma ufukta...

Erzurum güzeli esmer eczacı
Acılar-ağrılar kabirde biter
İsteyene gönder iğne-ilacı
Bana bir fatiha bir yasin yeter!

                     Kerim DEMİRCİ

 

PALANDÖKEN AKŞAMI

Akşam oldu, beyaz karlar, süzüldü.
Kalem, yine, gönül bağım, çözüldü.
Göz yaşlarım, dizîm, dizim, dizildi.
Garip gönlüm, yine yaktın, bağrımı.

Kızıl ufuklara, bakar, çağlarım.
Palandöken, gelin olmuş, ağlarım.
Nerde benim, mor sümbüllü, bağlarım.
Uzak yollar, sıla, duymaz çağrımı.

Ateş gözler, yaralıdır, yüreğim.
Suyum yok ki, bir katre su, vereyim.
Taş yastığa, kanlı gözüm süreyim.
Beyaz karlar, yine derdin, ağrımı.

                           Mustafa SUNA

 

SESLİREM

Ey güzel hemşehrim, canım ciğerim
Arhadaşım, emim, dayım, yegenim
Sana candan selam, gönülden hörmet
Sen içimdeki gurbet, yüregimdeki hasret
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
İster herif(erkek) ol, ister esgetek(kadın)
İster ehtiyar ol, istersen bebek
Sen anam, sen bacım, sen gardaşım
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

Eller bene beg, efendi demiş, e nedim
Senin "ola" diyişin isdirem
Sen bir yanda, ben bir yanda ey degil
Bir arada olah diye seslirem
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
Sen bensen, ben de senem, biz el olamazıh
Eger uzah galırsah, bize çoh yazıh
Seni ne gettin(kadar) sevdigimi bilirsen
Çünkü sen Erzurumsan, Erzurumlusan
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

                                 MuhdesFIRAT

DADAŞ NEDİR

Soruyorlar “Dadaş” nedir
Dadaş, yiğit insan demek
Elekten süzülmüş, nadir
Bir dosdoğru lisan demek

Hâk birdir, Muhammed haktır
Dini İslam, yüzü paktır
Dadaş sönmez bir ocaktır
Adilce bir düzen demek

Vatan, millet, Ezan sesi
Tekbir, Dadaş’ın künyesi
Hal bilmeze olur asi
Her yanlışı bozan demek

Nene Hatun’dur, anası
İnci inci kar tanesi
Dadaş Türk’ün efsanesi
Türk’e destan, yazan demek

Kirpiği ok, kaşı Ay’dır
Dadaş çelikten bir yaydır
Çok adildir, eşit paydır
Meseleyi çözen demek

Harp içinde coşkun seldir
O Doğu’dan esen yeldir
Vatana amade, kuldur
Vatansıza kızan demek

Sevgi ve saygı adamı
Haine, kaygı adamı
Gönlüyle, duygu adamı
Duygusuzu üzen demek

Dadaş, Cumhuriyet dedi
Ne mutlu hürriyet dedi
Kurtulsun zürriyet dedi
O Moskof’u ezen demek

Savaş, Dadaş’a bir düğün
Bar başlıyor, durma soyun
Dadaş çoban, düşman koyun
Yüreği pek gezen demek

Dadaş’ın var üç kardeşi
Gakkoş, Yiğido sırdaşı
Efe’lerim sınır taşı
İçten, dışa süzen demek

Ozan İLHANİ, Dadaş’ım
Alnım açık, diktir başım
“Turan” yol, “Ülkü” yoldaşım
Bu sevdayla tozan demek

                          Ozan İLHANİ

VATANIMI ELEŞTİRİP DURMAYIN

Vatanımı eleştirip durmayın
Adı güzel, tadı güzel ildenim
Kendinizi hiç boşuna yormayın
Namı özel, şanı özel ildenim

Asla eksik olmaz başında duman
Şairlere ilham verdi, her zaman
Erzurum’a yolun düşeceği an
Gelene hoş, gidene yaş ildenim

Dimdik Palandöken meydan okuyor
Dört bir taraf şehit kanı kokuyor
Yağız at kükrüyor, Dadaş yürüyor
Bayrak inmez, Ezan dinmez ildenim

Nene Hatun yüce dağlar başında
Yalın ayak vatanın telaşında
Dadaşın meydanda haykırışında
Zalime had, mazluma yad ildenim

Aşık Sümmani’ dir bizim pirimiz
Onun gösterdiği yolda yürürüz
Üstat Reyhani’ den feyiz alırız
Ozanı çok, talihi yok ildenim

O Lütfü Canan` a varmak istersen
Habib babamızı görmek istersen
İbrahim Hakkı’ dan yardım istersen
Yardıma koş, gönlüne hoş ildenim

Ozan İlhani der, haklı gururum
Havası sert, Dadaşı mert Erzurum
Emsali var mıdır? Acep o yurdun
Yörede tek, gerçekte hak ildenim

                         Ozan İLHANİ

 

ERZURUM

Şehirler içinde adım Erzurum
Bir kraldan olmayım
Bir türkandan doğmayım
İlk günden beri
Varlığımı adadım
Anadoluyu korumaya
Gözlerimi açtığımdan beri hayata...
Şehirler içinde Erzurum dum
Başım bulutlara değdiği için
Mağrurdum....
Roma,Bizans; Selçuklu,Osmanlıyı..
Şimdi de son Türk Devletini koruyorum
Dar vakitlerin şehriydim.
Geniş zamanlarda unutuldum....
Oysa ben esareti tadınca
Anadolu da bir devlet
Gözlerini yumdu hayata,

Adım anılınca bütün şehirler
Başlarını öne eğerdi.
Mertliğimi ve yiğitliğimi tastik eder,
Şehirler içinde
Erzurum bir başka derdi.
Hanlarım,hamamlarım
Medreselerim ve mabetlerim
Prenslik günlerimden kalma
Göğsümde taşıdığım
Birer nişan,birer madalya.
Hiç bir zaman istemek
Yeğ gelmedi bana..
Yaşadığım yazlar gibi
Çok kısa sürdü
Ömrümün mesut günleri...
Zenginlerim çapsız
Aydınlarım ufuksuz
Siyasilerim hep vefasız
Çıktı benim....
Gölgesi boyundan büyükler
Omuzlarıma basarak
İstikballe yürüdüler
Ne vaadler duydum!
Suya yazılan ve unutulan.
Ruhum çekiliyor şimdi;
Yavaş yavaş uzuvlarımdan
Her gün biraz daha ölüyorum..
Beni ben yapanları yitiriyorum.

Evet şehirler de;
İnsanlar gibidirler.
Bunu var olduğum günden biliyorum..
Doğarlar,büyürler ve ölürler.
Ama ben yaşamak istiyorum

                          Reşat COŞKUN

 

CANIM ERZURUM

Şanına yakışır karın kalınlığı
Yinede özlerim seni erzurum
Katın kalınlığı yetmiş, yetmişbeş
Yinede seni özlerim seni Erzurum.

Geçte olsa bahar elbet geliyor
Hafif serinlikle gelip geçiyor
Yaz mevsimi seni çok sevdiriyor
Özlemin içimde yanar Erzurum

Temmuz, ağustosta bir hoş olursun
İsterim toprağım seninle olsun
Sevdiklerim sende mutluluk bulsun
Vade bitiminde çağır Erzurum

Nemli hava ile arkadaş oldum
Diyar-ı sahilde yanıp kavruldum
Sıcağı, soğuğu arayıp durdum
Bütün bunlar sende vardır Erzurum

Taha Aygün der ki; güzel yaylalar
Sert iklimde bir hoş olur havalar
Size deniz bize canım yaylalar
Baba mekanımsın çağır Erzurum

                    Taha Aygün KANCA

ERZURUMLU DADAŞIM

Türk-İslam Ülküsü, özümde mayam,
Sadece Rahman’a, ederim kıyam,
İmandan beslenir, edebim hayam,

Palandöken gibi, yücedir başım,
Çünkü ben bir, Erzurumlu Dadaşım

Mazluma güneşim, zalime zillet
Düşmanın başına olurum illet
Geçmişimi bilir, bu yüce millet

Zaferle doludur, toprağım taşım,
Şükür ben bir Erzurumlu Dadaşım,

Ne zulümler gördüm ama bitmedim
Bir kez olsun sitem dahi etmedim
Sessiz kalıp geri dönüp gitmedim

Soysuza acımaz, çatılır kaşım,
Şükür ben bir Erzurumlu dadaşım.

Hürmetim sonsuzdur, abit olana,
Taviz vermem, istismara yalana,
Canım kurban, vatan için ölene,

Gazidir sağlığım, şehittir naaşım,
Şükür ben bir, Erzurumlu Dadaşım.

Alp eren, Koçyiğit, otağı ilim,
Öz Türkçe konuşur, lisanım dilim,
Dünyaya nam salmış, yüzlerce âlim,

Cehaletle asıl, benim savaşım,
Şükür ben bir, Erzurumlu Dadaşım,

İbrahim Hakkımın, nuru var bende,
Abdurrahman Gazi, sırrı var bende,
Nene Hatunumun, arı var bende,

Helaldir ekmeğim, helal dır aşım,
Şükür ben bir, Erzurumlu Dadaşım,

Tarihte doluyum şerefle şanla,
Ayakta dururuz dik, ihtişamla,
Coşa geldik Karabekir Paşamla,

Yiğidi dondurmaz, yandırır kışım,
Şükür ben bir Erzurumlu Dadaşım.

Tabyalar tarihin, şahit taşları,
Bu uğurda verdik, nice başları,
Şehit verdik, ne gencecik yaşları,

Ben şehit düşersem, Ağlamaz eşim,
Şükür ben bir, Erzurumlu Dadaşım

                         Temel ATA

 

ERZURUM’A GEL

Palandöken yastığın
Evleri yığın yığın
Dadaşların el ele
Alem senin aşığın

Hadi gel, Erzurum'a gel
Erzurum yahşi güzel
Palandöken bembeyaz
Çoğu kıştır, azı yaz

Yaylalar serin sulu
Damda donan buzu yaz
Hadi gel, Erzurum'a gel
Erzurum yahşi güzel Erzurum'a Gel

Palandöken yastığın
Evleri yığın yığın
Dadaşların el ele
Alem senin aşığın

Hadi gel, Erzurum'a gel
Erzurum yahşi güzel
Palandöken bembeyaz
Çoğu kıştır, azı yaz

Yaylalar serin sulu
Damda donan buzu yaz
Hadi gel, Erzurum'a gel
Erzurum yahşi güzel

           İbrahim ERKAL

 

 

  •   Kategoriler

    • Anasayfa
    • Erzurum Tarihi
    • Erzurum Kronolojisi
    • İspirin Tarihi
    • İspirin Köyleri
    • Köyümüz Hakkında
    • Kurucular
    • Yönetim
    • Üyeler
    • Soyad ve Lakaplar
    • Soyağacı ve Secereler
    • Resim Galeri

    • Köyümüz 
    • Futbol Takımımız
    • Çanakkale Gezisi
    • Kültürümüz

    • Ata Sporumuz Cirit
    • Yöresel Elbise ve Takılar
    • Erzurum Ağzı
    • Atasözlerimiz
    • Türkülerimiz
    • Şiirlerimiz
    • Mânilerimiz
    • Fıkralarımız
    • Çalgılarımız
    • Halk Oyunlarımız
    • Bilmecelerimiz
    • Yemeklerimiz
    •  
    • Sizden Gelenler
    • Dost Siteler
    • Faydalı Linkler
    • Ziyaretçi Defteri
    • İletişim ve e-mail
    • Acil Telefonlar